Cem Karaca’nın oğlu Odatv’ye konuştu: İlkim Karaca’nın düşmanlığının kaynağı

Vizyona kısa bir süre önce giren ‘Cem Karaca’nın Gözyaşları’ filmi telif hakları ve gösterimin durdurulması ile gündemde. Neler olduğunu Cem Karaca’nın oğlu Emrah Karaca’ya sorduk.

Filmin gösteriminin durdurulması konusunda bir gelişme var mı? Yatırılması gereken meblağ İlkim Karaca tarafından ödendi mi?

Film durduruldu diye bir haber çıkartıldı ve asıl sorun zaten burada başlıyor. Film şu anda gösterimde, kendisi de bu 3 buçuk milyonluk teminatı yatırmadı. Biz Cuma biliyorduk ama sanıyorum Pazartesi günü son gün. Bu teminatla ilgili takdir kendisinin. Daha sonra bu sonuca göre biz kendi aksiyonlarımızı alacağız ama film vizyonda. Hafta sonu izlenmeleri devam ediyor. İnsanlar filme girip bize oradan fotoğraflar atıyorlar. Filmle ilgili bir sorun yaşanmıyor. İzleyici de çok memnun gibi görünüyor.

Filmin izleyici rakamları konusunda son bir bilgi var mı elinizde? Bu davanın gündeme gelmesiyle Cem Karaca sevenlerinin tepkisi nasıl oldu filme karşı?

Bence tam tersi bir etkisi oldu. Ben bu yapılan haberlerin gösterimi etkilediğini düşünüyorum. Tabii ki halk daha çok sahip çıkacaktır. Daha bir hafta oldu zaten. Bir filmin vizyonu normalde 6 ila 8 hafta sürüyor. Şimdilik daha çok başında ama ben bu haberlerin tam tersi bize olumsuz yandığını düşünüyorum. Hafta sonu için daha yüksek rakamlar alacağımıza net şekilde eminiz.

Filmle ilgili insanlar gerçekten çok sıcaklar. Cem Karaca’nın yaşadığı zorlukları ya da biz ailesi olarak yaşadığımız zorlukları filme aktardığımızı düşündüğümüz için insanlardan böyle bir geri dönüş geliyor. İnsanlar gözyaşlarıyla izliyorlar. Herkesin sorduğu soru şu: Niye burada bitiyor? 59 sene bir insan hayatı için çok kısa bir ömür aslında. Bu 59 senede bile doğumundan ölümüne kadar anlatmaya kalksak en az üç film çıkar. Bizim senaristlerimiz, yönetmenimiz ve yapım ekibimizin en zorlandığı konu bu kadar çok bilgiyi 120 dakikaya nasıl sığdıracakları oldu. Ki 120 dakika Türk filmleri içinde uzun sayılabilecek bir süre. O yüzden belki devam filmi gelecek ama bu konu izlenme oranlarına bağlı. Çünkü 87’den sonra babamın hayatının çok daha fazla çalkantılı ve çok daha inişli çıkışlı dönemleri oldu. Dolayısıyla göreceğiz bakalım. Zaman gösterecek.

Nedir bu telif sorunu?

İlkim Hanım 2018 senesinde babamdan ona miras kalan teliflerle alakalı şarkıların haklarının tamamını sattı. Dolayısıyla onun bu filmde telifle alakalı en ufak bir hakkı dahi yok ama gidip başka bir mahkemede ‘beni dolandırdılar’ deyip ki, 2018’den beri bir sürü dizide, reklamda kullanım izni vermemize rağmen sadece bu filme itiraz etti ve başvuruda bulundu. Dolayısıyla burada bir komedi var. İnanılmaz bir şey yaşıyoruz. Film üzerinde en ufak bir hakkı yok, zaten şarkıları da sattı. Şarkıları 2018 senesinde 350 bin TL karşılığı sattı. Yatan telif haklarından da beş kuruş para alamadı. Çünkü zaten satmıştı. Bu filmde de İsmail Hacıoğlu söyledi bu şarkıları. Filmde baştan sona onun emeği var ve bunu kendi istedi. ‘Biliyorum Cem Karaca’nın şarkılarını söylemek zor bir iş ama lütfen bana bir şans verin, ben bir deneyeyim. Olmazsa ne istiyorsanız yapacağım.’ dedi. Adam girdi ve okudu şarkıları layığıyla.

Bilirkişi raporunun bu kadar hızlı çıkarılmasını nasıl yorumluyorsunuz? Hakimin bu karar karşısına çıktığında reddetmesi gerekirdi diyorsunuz. Ne söylemek isterseniz?

Aslına bakarsanız biz adalete güvenerek yola çıktık. Yapımcılar da yanlış hiçbir şey yapmadı. Bu şarkıların kullanılabilmesi için iki tane yer vardı. Biri ben ve babamın haklarını temsil eden Universal Müzik, diğeri de bu hanımefendinin hakları sattığı AllStar Müzik. Yapımcılar gidip buralardan izinleri talep ettiler. Babamın bağlı olduğu MESAM’a da gittiler. Bu insanlar gidip paralarını ödediler, şarkıların izinlerini aldılar, vergilerini ödediler. Aslında yanlış yaptıkları hiçbir şey yoktu. Onlar bu izinleri almadan yola çıkmış olsalar ya da daha sonra böyle bir şey çıkmış olsa o zaman diyeceğim ki hakları var. İnanmazsınız, burada gerçekten yanış yapılan en ufak bir şey yok. Haklar kimdeyse gittiler hakları satın aldılar ve filme öyle başladılar. Bundan sonra da başka bir davanın sonucunda buraya açılan dava ile filmin durdurulmasına yönelik tedbir konulması gerçekten hukuksuzluğun sonu. İnanamıyoruz hala böyle bir şey olduğuna. Diyoruz ki bir bilirkişi raporu var. Hakim de bu bilirkişi raporuna göre ilk davayı reddediyor. Sonra başka bir nöbetçi mahkeme gibi aralara bir şeyler sokuyorlar ve bir anda başka bir bilirkişi raporu ile bu şarkıların kullanılıp kullanılmadığını arayıp soruyorlar. Zaten senaryoyu mahkemeye biz sunduk, bu şarkılar kullanılmıştır diye. Hukuğun bu sorunu çözeceğine inanıyoruz. Çünkü bir hukuk karşıtı hiçbir şey yapmadık. Adaletin terazisine fazlasıyla güveniyoruz. Doğru karar verilecektir ama dava devam ediyor. Bu durdurma kararı olsa da, olmasa da film hala gösterimde. İnsanlar filme gitmeye devam ediyorlar. Biz de halkımızı davet ediyoruz.

İlkim Hanım’ın tutumunun ardında ne var sizce? Daha önce DNA testi istemişti, kararı tanımamıştı vs. siz bu yaşananları nasıl yorumluyorsunuz?

Bu düşmanlığın kaynağı kendisinden bahsedilmiyor olması, bir şekilde dahil edilmiyor olması. Başka bir şey değil. Buradaki kendi sorunu. Baştan beri bu agresiflik kendisinde var. Zaten açılan davalar ve sonuçları da ortada. Ben açtığım davaların neredeyse tümünü kazandım. Kendisine sorulmadığını söylüyor. Öyle bir şey var ki her şeyin kendi tekelinde olduğunu sanıyor. Böyle bir film yapılırken onun yaşayan varislerinden izin almaya gerek yok. Eğer bir müzik filmi yapıyorsanız müzik haklarıyla alakalı izin alırsınız, onun dışında başka bir şey yok. Kendisi ‘benden izin alınmadı’ gibi şeyler söylüyor, karşısında da tabii bu davaların devamını bulacak.Biz kendisine de dava açacağız zaten. Ben açacağım en azından, yapımcılar da açacak bildiğim kadarıyla. Öyle ilerleyeceğiz. Şu anda görünen kendisinin sadece filme zarar vermeye çalışıyor olması. Çünkü kendisinin en ufak bir hakkı yok. Çünkü şarkı haklarını satmış. Bir sanatçının en büyük mirası nedir? Picasso’yu soracak olsanız, eserleridir en büyük mirası.Mozart’ın en büyük mirası nedir besteleridir. Yine Barış Manço’nun eserleridir. Zeki Müren’in eserleridir. Bu eserleri satarsanız, en ufak bir hak iddia edemezsiniz. Sorun bundan ibaret. Bunun belki de afişe olmasından dolayı hırçınca saldırıyor olabilir. Cem Karaca’nın anısına, aşkına, sevgisine dair haberler yaptırıp, paylaşımlar yapmasına karşın asıl gerçeğin bunun tam tersinde olması, onun mirasını satması, eserlerini satıyor olması, ondan kalan yadigarları satıyor olması bunlar tamamen sorunuzun sorunuzun cevabıdır.

Dedenize, babaannenize ve babanıza ait portrelerin müzayedeye çıktığını söylediniz. Eserler satıldı mı, yoksa geri döndü mü? Bu konuda bilginiz var mı?

Hiçbir bilgim yok. Sadece o görseller bana ulaştırıldı. Portrelerin dışında birkaç tane büyük dedemden kalma kalpaklar, kafkas kamaları vardı. Onların da rakamlarını görünce fevkalade üzüldüm. Çünkü o müzayedeler beş sene önce yapılmış. Yani böyle bir ihtiyacı olduğunu söyleseydi eminim herkes yardımda bulunurdu. En azından ben alırdım ve kendi koleksiyonuma koyardım.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı son olarak?

Film bizim içimize çok sindi. İnsanların izleyip, memnun olmadıkları taraflarının olmadığını düşünüyoruz. Tabii ki eksikliklerimiz vardır ama dediğim gibi çok büyük bir film ve çok büyük bir emek var ortada. Babamın eski müzisyen arkadaşları gelip çaldılar, deneyimlerini aktardılar. İsmail de bunları çok güzel harmanladı. Ortaya harika bir iş çıktı. Bu film bir seferlik bir film değil. Biz yaptığımız işin arkasındayız ve halkımızı filme davet ediyoruz.

Pınar Saraçoğlu

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*