Midas’tan Büyük İskender’e efsaneler kenti: Gordion

İZMİR – UNESCO Geçici Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Gordion Antik Kenti, günümüzde Ankara’ya 75 km kilometre uzaklıkta, Polatlı’nın 18 km kilometre kuzeybatısında yer alıyor. 1893 yılında başlayan Berlin-İstanbul-Bağdat demiryolu hattı inşası sırasında Alfred ve Gustav Körte Kardeşler tarafından keşfedilen kentte 1900 yılında 3 ay boyunca kazı yapıldı. Uzun bir aranın ardından 1950 yılında yeniden başlatılan kazı çalışmaları günümüzde Pennsylvania Üniversitesi Arkeoloji ve Antropoloji Müzesi’nden Prof. Dr. C. Brian Rose’un kazı başkanlığındaki ekip tarafından yürütülüyor.

Kral Midas ile ilgili efsaneleriyle bilinen Gordion Antik Kenti’nin bölgedeki önemi nedir? Bunca yıldır Midas’ın mezarı olarak bilinen tümülüsün adı nasıl değişti? Ölümü hakkındaki anlatımlar bile fantastik olan Midas’ın hikayesini bilinen tarihi olaylara bağlayabiliyor muyuz? Gordionlular hangi tanrılara inandı? Pennsylvania Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. C. Brian Rose sorularımızı cevapladı.

Anadolu’daki diğer antik kentlerle karşılaştırdığımızda Gordion’u nasıl konumlandırıyoruz? Kentin bölgedeki önemi nedir?

Gordion, antik dünyanın en önemli yerleşimlerinden birisidir. Öncelikli olarak, MÖ 1. binin erken dönemlerinde, Orta Anadolu’da hüküm sürmüş olan Friglerin politik ve kültürel başkenti olarak biliniyor. Gordion, anıtsal Frig mimarisi, MÖ 800’e tarihlenen geniş tahribat tabakası, Frig kraliyet ailesine ve aristokratlarına ait zengin tümülüs mezarları ile Frig uygarlığı için başlıca arkeolojik yerleşim yeridir. Antik bir uygarlığın ulaştığı sanat, zanaat ve mimari alandaki seviyeyi aydınlatma konusunda ise Atina, Roma, Pompei, Hititlerin başkenti Hattuşa ve Babil ile aynı seviyede olduğunu söyleyebiliriz.

‘ALANIN GORDİON OLDUĞUNA DAİR ARTIK YAZILI KANITIMIZ VAR’

Geçtiğimiz yıl Gordion’da ilk defa kentin adının geçtiği bir yazıt bulundu. Bu yazıt bulunmadan önce de kentin adının Gordion olduğunu kanıtlayacak bir bilgi ile karşılaştık mı, yoksa kentin adı bu yazıtla birlikte mi netleşti?

Alman klasikçi Alfred Körte’nin 1893’te Sakarya nehri üzerinde bir yeri ziyareti sırasında, aynı bölgede Berlin-Bağdat tren yolunu inşa eden mühendisler antik bir yerleşime ait kalıntılarla karşılaştılar. Körte, Antik Yunan ve Latin yazarlarının eski Frig başkenti için söylediklerinden yola çıkarak bu antik yerleşimi Gordion olarak tanımladı.

1950 yılından bu yana ise her yıl bölgede kazılar yapılıyor. Kale ile çevrili höyük ve keşfedilen tümülüs mezarlar, antik tanımlamalarla uyum içinde. Yeni yazıtın keşfinden önce de çalışılan alanın Gordion olduğundan emindik ama artık yazılı bir kanıtımız da var.

Frigleri çağdaşı diğer uygarlıklardan ayıran özellikleri neler? Frig kültüründe gördüğümüz doğu ve batı etkileşimi dönemin kültürel ve siyasi çerçevesi hakkında bize ne tür bilgiler sunuyor?

Gordion, doğu, batı ve güney yönündeki şehir ve devletlerden etkilendi ancak şehrin görünümünün bir benzeri olmadığını söyleyebiliriz. Büyük odalı, antreli megaron yapı tipi, binaları süsleyen renkli mimari terracottalar muhtemelen Batı Anadolu’dan etkilenerek yapıldı. Taş kabartmalar ile dekore edilmiş en eski anıtsal yapılar ise muhtemelen Kargamış ve Malatya gibi Güneydoğu Anadolu’daki merkezlerden etkilenerek yapılmış.

Aynı zamanda önemli bir yenilikçi olan Gordion, şimdiye kadar bulunan en eski renkli çakıl taşı taban mozaiklerine sahiptir ve bu mozaik tekniği 100 yıl sonra Frigya’dan Asur’a yayılır. Anadolu’da, anıtsal mezarlar yani tümülüsler de önce Orta Anadolu’da, bu bölgede ortaya çıktı ve yaklaşık 250 yıl sonra batıda, Lidya’da görülmeye başladı.

‘MİDAS’IN BABASI GORDİAS EN OLASI ADAY’

Uzun yıllardır Gordion’daki büyük tümülüsü Midas’a atfederken son dönemde bu tümülüsün Midas’a değil babasına ait olduğu anlaşıldı. Bunca yıldır Midas’ın mezarı olarak bilinen tümülüsün kime ait olduğu hangi kanıtlara dayanarak değişti?

Tümülüsün tarihlendirilmesi dendrokronoloji analizlerine dayanıyor. Yapılan analizler sonucunda tümülüsün inşa tarihi, yaklaşık olarak MÖ 740 yılına tarihlendirildi. Bu Midas için çok erken bir tarih. Çünkü Midas, o sıralarda hala saltanatın başındaydı. Yüzyıllarca maruz kaldığı erozyona rağmen bugün 53 metre yüksekliğinde ve 300 metre çapında olup anıtsallığını hala koruyan bu mezar, Anadolu’da inşa edildiği zamana göre en büyük mezar olduğu için bir krala ait olmalı. Midas’ın babası Gordias en olası adaydır.

Gordion’da ahşap kullanımının yaygınlığı şimdikinden farklı olarak bölgenin ormanlık olduğuna mı işaret ediyor? Yoksa kullanılan ahşap malzeme bölge dışından mı getirilmiş? Yazılı kaynaklar bu konuda bize neler söylüyor?

Gordion’daki binalarda üç tür ahşap kullanılıyordu: Çam, ardıç ve sedir. Bunların en iyi korunan örneklerini Tümülüs MM’in mezar odasında görebiliyoruz. Ayrıca bu mezar odası, dünyada ayakta kalan en eski ve en iyi korunmuş olan ahşap bina olarak karşımıza çıkıyor. Mezar odası için kullanılan çam ve ardıç, Gordion’un kuzeybatısındaki dağlarda yetişen ağaçlardan alınmış. Antik dönemde, her iki ağaç türü de güneydoğu ve doğudaki dağlarda alana daha yakında yetişiyordu ancak ormanların yok olması ve toprak erozyonu bu kaynakları ortadan kaldırdı. Mezar odasındaki yer döşeme kirişleri için kullanılan sedir ağacı ise Friglerin kontrolü dışındaki kaynaklardan geliyordu. Gordion’daki sedirin kraliyet ya da diplomatik hediye alışverişinin bir sonucu olması da muhtemel.

‘FRİGYA’NIN BİRİNCİL TANRISI MATAR’DI’

Gordion’da sosyal ve dinsel yaşama ilişkin ne tür sonuçlara ulaştınız? Hangi tanrılara inandılar, bilinen inançlar neler?

Frigya’nın birincil tanrısı Matar’dı ve bu tanrıça daha sonra Tanrıça Kybele olarak tüm Akdeniz kültürlerine yayıldı. MÖ 9.-6. yüzyıllarda Frigler güçlerinin zirvesindeyken, hakkında kanıtımız olan tek tanrıdır. Bu kanıtları da kült merkezlerindeki anıtlar, idoller ve tanrıça tasvirleri gibi arkeolojik verilerden elde etmekteyiz. Tanrıça Matar, tarım ve bereket tanrıçasıdır ve anıtlarının birçoğu halen Midas City/Yazılıkaya’da korunuyor. Frig dilinde yazılmış olan bilgiler de kaya anıtları üzerindeki yazıtlardan geliyor. Ancak Frig dili hakkındaki kısıtlı bilgiler nedeniyle Friglerin tanrıları hakkında ne düşündüklerini ya da pratiklerini anlamamıza çok yardımcı olamıyor.

‘KRAL MİDAS İLE İLGİLİ EFSANELERİN AYRI BİR YERİ VAR’

Yunan ve Roma kaynakları sıklıkla Midas’tan bahsederken, Midas hakkındaki hikayeler de nesilden nesile aktarılıyor. Ölümü hakkındaki anlatımlar bile fantastik olan Kral Midas’ın hikayesini bilinen herhangi bir tarihi olaya bağlayabiliyor muyuz?

Midas’ın hayatı hakkında iki tür kaynak var. Bunlardan birincisi Yunan kaynaklarıdır ki bunlar esasen efsanevi olup ölümünden birkaç yüzyıl sonra yazılır. Bir diğeri de Midas’ın hükümdarlığı yani yaklaşık MÖ 740-700 tarihleri ile çağdaş olan Asur kaynaklarıdır. Midas, hükümdarlığının ilk otuz yılı boyunca küçük krallıklara destek sağlar.

Yukarı Fırat bölgesinde Asur’dan ayrılmaya çalışan, Asur’a karşı olan Tabal (Güney Doğu Anadolu) krallarıyla ittifaklar kurar. MÖ 709 yılına gelindiğinde Asur’un gücü Midas’ın rotasını tersine çevirmeye zorlar. Midas, Asur kralına haraç öder, Sargon II ve Asur karşıtı ajanları yakalar. Midas’ın krallığı Kimmerler tarafından yıkıldıktan sonra Midas’ın intihar ettiğini Strabon’dan öğreniyoruz ancak Gordion’da böyle bir yıkım olduğuna dair kesin bir kanıt yok. Midas’ın mezarı hala tespit edilemediği için ölümü sırasındaki yaşı belirlenemedi.

Tabii Kral Midas ile ilgili efsanelerin ayrı bir yeri var. “Eşek Kulaklı Midas” ya da “Midas’ın altın dokunuşu” birçok sanat eserine konu oldu. Bu hikayelerin çıkış noktası bilinmemekle birlikte bazı görüşlere göre Midas doğuştan bazı sağlık problemlerine sahip ve bu nedenle kulaklarının asimetrik olabileceği öne sürülür. Belki de kral bu bozukluğu gizlemek istemiş ve halk da bunu eşek kulakları var diye yaymış olabilir. Tabii bunların hepsi varsayım.

Büyük İskender’e atfedilen bir söylence olan Gordion kör düğümü hakkında neler söylersiniz?

Gordion kör düğümü efsanesi, Büyük İskender ile ilgili anlatılan hikayelerden biridir. Hikaye, MÖ 334/333 yılları arasında, Büyük İskender’in Perslere karşı başlattığı sefer sırasında gerçekleşir. Büyük İskender ordusuyla birlikte Anadolu’dan geçerken Gordion’a gelir. Efsaneye göre Makedonya kralı Büyük İskender, Zeus Tapınağı’nda özel bir arabanın olduğunu duyar. Arabanın boyunduruğunda, kızılcık ağacı kabuğundan yapılmış ve karmaşık bir şekilde düğümlenmiş bir ip vardır. Rivayete göre kim bu düğümü çözerse Asya kıtasının hakimi olacaktır. Bu rivayete inanan ya da gerçekliğini test etmek isteyen İskender, düğümü çözmeye çalışır ama başaramaz. Bunun üzerine kılıcını çeker ve düğümü keser. Daha sonra bildiğiniz gibi seferine devam eder ve hakimiyet alanını genişleterek yeni bir dönemin açılmasına neden olur. Bu efsane, günümüzde deyimlere konu olmuştur. Zaman kaybetmeden, sorunu temelden halletmek söz konusu olduğunda “Gordion düğümünü kesmek” ya da tam tersine sorunların çözümünün karmaşık olması gibi durumlarda “Gordion kör düğümü” ifadeleri kullanılır.

Kentin ziyaretçi potansiyeli nasıl? En yakınında bulunan bir kent olarak Ankaralılar bu antik kentin ne kadar farkında?

Her geçen ay daha fazla ziyaretçi çekiyoruz, bunun nedeni Unesco Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmeye aday olmamız. Bu durum, Gordion’un Ankaralılar tarafından daha çok ilgi odağı olmasına neden oldu. Ziyaretçilerimiz geldiğinde, bir zamanlar Frigya Krallığı’na yani yaklaşık olarak Anadolu’nun üçte birine başkentlik yapmış olan Gordion’u görecek. Biri hala 10 metre yüksekliğinde olan ve MÖ 9. ve 8. yüzyıllara ait iki tane iyi korunmuş anıtsal şehir kapısını görebilecekler. Bunun yanında Gordion’da tarihi peyzajın en önemli öğesi, yerleşimin etrafında yer alan tümülüsler etkileyici bir algı sağlayacak. Tümülüs MM ve karşısında yer alan Gordion Müzesi’ni gezen ziyaretçiler kenti daha iyi anlayacaklar. Ayrıca ziyaretçiler kelimenin tam anlamıyla Gordion’un en ünlü iki sakini Midas ve Büyük İskender’in ayak izlerini takip edebilecekler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x