“Türkiye Gibi Olmak İstemiyoruz” Pankartları Açılan İsrail Protestolarında Neler Oluyor?

İsrail’de yılbaşından bu yana devam etmekte olan protestolar, Başbakan Netanyahu’nun Savunma Bakanı Yoav Gallant’ı görevden alması ile alevlendi. Halk, İsrail meclisi Knesset’in sunduğu yeni yargı reformunu protesto ederken İsrail’in para birimi şekel, dolar karşısında düşmeye devam ediyor. Peki İsrail protestolarında neler oluyor, halk neden Başbakan Netanyahu’nun istifasını istiyor? 

Kaynak; BBC ve Haymi Behar

İsrail’de Başbakan Netanyahu’nun Savunma Bakanı Yoav Gallant’ı görevden uzaklaştırma kararının ardından, senenin başından itibaren on binlerce insanın sokağa çıktığı protestolar tekrar alevlendi.

Ülkenin Savunma Bakanı hükümetin ‘yargıyı elden geçirme’ planlarını durdurma çağrısında bulunmuş, bunun ardından Başbakan Binyamin Netanyahu (Bibi) bakanı görevden almıştı. 

Peki bu kararın ardında ne yatıyor, İsrail’de insanlar neden protesto ediyor? 

Twitter’da Haymi Behar’ın konu üzerinde hazırladığı yazı ve Birleşik Krallık medya kuruluşu BBC’nin haberlerini sizler için derledik.

Öncelikle İsrail’in bağımsızlığını ilan ettiği 1948 yılından bu yana bir Anayasası yok ve Anglo-Sakson mirası Common Law (Genel Hukuk) ile yönetiliyor.

90’lı yıllarda ‘Anayasal Devrim’ adı altında bazı Temel Yasalar yapıldı ancak ülkenin bir kısmı, ‘yargı aktivizminin’ yürütme ve yasamayı ‘baskıladığından’ şikayetçi.

120 üyeli İsrail Parlamentosu Knesset’te iktidarı oluşturan altılı sağ-dindar koalisyonu hükümet kurulur kurulmaz “yargı reformu” üzerinde çalışmaya başlıyor.

Önerilen kanunlar Yasama, Yürütme ve Yargı arasındaki güç dengesini yürütme ve yasama lehine değiştirmeyi hedefliyor.

Yargı reformunu gerçekleştirmesi için Bibi, kendi partisinden tanınmış bir avukat ve tecrübeli bir siyasetçi olan Yariv Levin’i Başbakan yardımcısı ve Adalet Bakanı yaptı. Levin edebiyat ve siyasette köklü, tanınmış bir aileden geliyor.

Levin aynı zamanda bu reformların ateşli savunucusu.

Yargı reformu, Yüksek Mahkeme’nin Knesset’in geçirdiği yasalar üzerinde bir Anayasa Mahkemesi gibi inceleme yapma yetkisini sınırlamayı, Yargıç Seçimi Komitesi’nin yapısını değiştirerek yargıç atamaları üzerinde hükümetin kontrol sağlamasını hedefliyor.

Hükümetin planları şu şekilde;

  • Yargıtay’ın, yasaları gözden geçirme veya çıkarma yetkisi Knesset’te bir salt çoğunluğun mahkeme kararlarını geçersiz kılabilmesiyle zayıflayacak.

  • Hükümet, onları atayan komitedeki temsilini artırarak, Yüksek Mahkeme de dahil olmak üzere kimin yargıç olacağı konusunda belirleyici bir söz sahibi olacak.

  • Bakanlardan, şu anda kanunen zorunlu oldukları, başsavcı tarafından yönlendirilen hukuk danışmanlarının tavsiyelerine uymaları istenmeyecek.

Bu reformlarla birlikte hükümet bir taraftan ülkedeki din ve devlet işlerini ayıran statükoyu bozacak bazı kanunları da geçirmeye girişiyor. Örneğin “hastanelere Hamursuz Bayramı boyunca ekmek girişini yasaklama” kanunu geçen hafta meclis oylamasına geliyor.

Yahudi bayramı olan Hamursuz Bayramı, Nisan ayının 14. günü evde arta kalan tüm mayalı yiyeceklerin yakılması ile başlıyor.

Kanunlardan bir diğeri, koalisyonun önemli üyelerinden, Orta Doğu kökenli dindarların partisi ŞAS’ın (Tevrat Muhafızları) popüler lideri Arie Deri’nin hüküm giydiği yolsuzluk suçları nedeniyle Yüksek Mahkeme’nin koyduğu “bakan olamaz” engelinin kaldırılmasını hedefliyor.

Halkın önemli bir kısmının demokrasiyi zayıflatacağını ve “seçimli bir diktatörlük rejimine” yol açacağını düşündüğü bu reformlar Ocak ayından beri düzenli olarak protesto ediliyor.

9 buçuk milyon nüfuslu ülkede her hafta on binlerce kişi meydanları doldurdu.

Kendisi de farklı yolsuzluk suçlarından yargılanan ve mahkum olması halinde siyaset yasağı alma riski ile karşı karşıya olan Netanyahu, Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un arabuluculuk önerilerini reddederek; göstericileri anarşist, devlet düşmanı ve elitist olmakla suçladı.

Hükümet, Bibi’nin mahkeme kararıyla görevden alınmasını önlemek için, 24 Mart’ta “başbakanın yalnızca kabinenin 2/3 çoğunluğuyla görevden alınabileceğine” dair bir yasa geçirdi.

Eski Başbakan ve Ana Muhalefet Lideri Yair Lapid, bu kararı ‘yozlaşmış, kişiselleştirilmiş utanç yasası’ olarak nitelendirdi.

Bibi göstericilere kulak vermeyince protestoların dozu arttı. Geçtiğimiz hafta kendisini Roma’ya uçuracak pilot bulmakta zorlandı. Ülkenin yükünü sırtında taşıyan, eğitimli seküler halk, gruplar halinde greve gitmeye başladı.

İsrail Şekeli, yılbaşından bu yana dolar karşısında son dört senenin en düşük seviyelerini gördü.

Önemli olan bir diğer konu ise ordu! “Ülkenin omurgası” olarak tanımlanan ordu için 18 yaşına giren her kadın ve erkek 2-3 yıl askerlik yapar (Araplar ve Haridiler hariç) ve burada ciddi sorumluluklar alarak meslek sahibi olurlar.

Son yıllarda Arap ve Haridiler de gönüllü olarak askerliğe katılmaya başlamasıyla Müslüman ve dindar yahudi askerlerin oranı katlanarak arttı. Askerlik görevini tamamlayan bireyler, kazandıkları itibar ve eğitimle toplum ve iş yaşamında daha hızlı yükselme fırsatını yakalıyor.

Ordunun en elit birliklerinin başında pilotlar geliyor. Askeri pilotlar 6 yıl hizmetten sonra 55 yaşına kadar yılda en az bir ay eğitim almaya devam ederler.

Yüzlerce askeri pilot ise reformlar uygulamaya geçerse emekli olacaklarını duyurdular. İran’nın nükleer tehditi altında yaşayan İsrail için, bu alınamayacak kadar büyük bir risk.

Kamu kuruşları ve işçi sendikalarının yanında ordudaki çeşitli hizmet gruplarının greve gitmesi ülke açısından ciddi bir güvenlik tehtidi oluşturdu. Ülkenin en önemli üç güvenlik kurumunun başkanları, Savunma Bakanı Yoav Gallant’ı acil müdaheleye çağırdılar.

Savunma Bakanı Yoav Gallant, askeri kariyerine komando olarak başlamış ve general olarak tamamlamış, merkez-sağ Likud partisinden bir politikacı.

Gallant, yargı reformlarına karşı olmadığını söylese de gösterilerin güvenlik tehlikesi yarattığı için acil kabine toplantısı talebinde bulundu.

Bu talep Bibi tarafından red edilince, 25 Mart akşamı canlı yayında dramatik bir konuşma yaparak Yargı Reformunun bir ay boyunca müzakerelere fırsat tanımak için askıya alınmasını talep etti. Ancak taleplerin ardından Netanyahu, Gallant’ın resmi olarak görevinden alınması için harekete geçti. 

Geçtiğimiz Pazar günü Gallant’ın görevinden alınması kesinleşince protestolar alevlendi.

Protestoculara meydan okunan haftaların ardından, geçtiğimiz Pazartesi günü Netanyahu yargı reformunu “kapsamlı bir anlaşmaya varılması için zaman vermek” amacıyla bir ay erteleneceği kararını açıkladı.

Kararın ardından potansiyel gören muhalefet de açıklamayı temkinli bir şekilde karşıladı. 

Başbakan Netanyahu her ne kadar protestocular ve muhalefetin tepkisiyle karşılaşsa da kendi kabinesindeki aşırı sağcı bakanların desteğine bağlı. Bakanlar, reformun değiştirilmesi değil bir an önce uygulamaya geçirilmesi konusunda ısrarcı. 

İleride yaşanan gelişmeleri sizlere aktarmaya devam edeceğiz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*